Karanlıktan çıkan adamın duruşu, sahadaki üç gencin yaydığı hırçın enerjiyi bir bıçak gibi kesmişti. "Benim adım Koç Kenji," dedi adam, sesindeki otorite tartışılamazdı. "Japonya 1. Ligi’nin en dibinde, herkesin küme düşeceğine kesin gözüyle baktığı 'Saitama Ravens' takımının teknik direktörüyüm. Ama ben henüz havlu atmadım."
Riku, Kaoru ve Haru şaşkınlık içindeydi. Profesyonel bir hocanın bu döküntü sahada ne işi vardı? Kenji devam etti: "Sizde gördüğüm şey futbol değil, saf bir vahşet. Ama o vahşete ihtiyacım var. Yarın sabah tesislerime gelin. Sizi as takımla deneyeceğim. Eğer hayatta kalırsanız, J-League’in en kötü takımını beraber zirveye taşırız. Ama elenirseniz, buradaki çöp kutularının arasında futbol oynamaya devam edersiniz."
Ertesi sabah güneş doğarken, Ravens tesislerinin devasa kapıları açıldı. Üç genç, karşılarında gördükleri devasa tesis ve kusursuz çimler karşısında büyülenmişlerdi. Ama içerideki atmosfer, dün geceki mahalle sahasından çok daha soğuktu. Takımın as oyuncuları, bu "veletleri" gördüklerinde yüzlerini buruşturdular. "Hoca iyice kafayı yedi," diye fısıldaştı takımın kaptanı. "Bizi ligde tutacak olanlar bu çocuklar mı?"
Koç Kenji düdüğünü çaldı. "Zaman dar! Deneme başlıyor. Herkes kendi mevkisine! Riku, forvet hattına. Kaoru, orta saha merkezine. Haru, savunmanın kalbine!"
Riku: Alevlerin Arasında
Riku forvet hattına geçtiğinde, karşısında J-League’in en sert savunmacılarını buldu. Maç başladığı an, topu her aldığında üzerine iki kişi birden çöküyordu. Riku hızını kullanmaya çalıştı ama as takımdaki savunmacılar onun adımlarını önceden kapatıyordu. Bir, iki, üç kez yere serildi. Forması çim ve çamur içinde kalmıştı. "Bu kadar mıydı Blaze?" diye bağırdı Kenji kenardan. Riku, ciğerleri patlayana kadar koşmaya devam etti. Karşısındaki savunmacının bir anlık hatasını bekliyordu. Sonunda o an geldi; defans oyuncusu bir saniye duraksadı. Riku, vücudunda biriken tüm o 'iblis' enerjisini ayaklarına topladı. Arkasında sadece toz bırakan o patlayıcı hızını serbest bıraktı. Rakip savunmacı ne olduğunu anlamadan Riku yanından bir mermi gibi geçti. Ancak tam kaleciyle karşı karşıya kalacakken, as takımın tecrübeli stoperi onu omuz darbesiyle uçurdu. Riku yerdeydi ama gözlerinde pes etmekten çok uzak, vahşi bir hırs parlıyordu.
Kaoru: Gölgelerin Savaşı
Orta sahada ise tam bir satranç maçı dönüyordu. Kaoru, profesyonel oyuncuların arasındaki o dar boşlukları bulmaya çalışıyordu. As takımdaki orta sahalar, Kaoru’yu fiziksel olarak ezmeye çalışsa da Kaoru onlara dokunmalarına bile izin vermiyordu. Bir gölge gibi süzülüyor, pas kanallarını kapatıyor ve topu aldığı an imkansız açılara toplar gönderiyordu. Ama bir sorun vardı: Profesyonel oyuncuların hızı ve oyun okuması, mahalledeki rakiplerinden çok daha fazlaydı. Kaoru, hayatında ilk kez "düşünme hızı" olarak kendisinden daha hızlı birileriyle karşı karşıyaydı. Alnından terler süzülürken, sahanın tüm geometrisini yeniden hesaplamaya başladı. "Daha fazlasına ihtiyacım var," diye mırıldandı. Gözlerindeki mavi ışık, sanki sahadaki her oyuncunun bir sonraki adımını bir çizgi gibi görmesini sağlıyordu.
Haru: Titan’ın Direnişi
Savunmada ise Haru gerçek bir savaş veriyordu. Ravens’ın as forvetleri, 190’lık bu devi devirmek için her yolu deniyordu. Haru, profesyonel bir forvetin omuz darbesini yediğinde ilk kez sarsıldı. Adamlar ondan çok daha tecrübeliydi. Ama Haru geri adım atmadı. "Burası benim alanım!" diye gürlediğinde, tesislerdeki kuşlar havalandı. Üzerine gelen forveti, saf bir fiziksel güçle değil, bu sefer zamanlamasını kullanarak durdurdu. Topu sökerken rakibine öyle bir baskı kurdu ki, adam nefes alamayacak hale geldi. Haru’nun etrafındaki o yıkılmaz aura, as takımdaki oyuncuları bile ürkütmeye başlamıştı. Yine de, yediği sert tekmeler ve bitmek bilmeyen ataklar Haru’nun dayanıklılığını son sınırına kadar zorluyordu.
Antrenman sona erdiğinde, üçü de sahanın ortasında dizlerinin üzerine çökmüştü. Hayatlarının en zor 90 dakikasını geride bırakmışlardı. Profesyonel futbolun seviyesi, hayal ettiklerinden çok daha yüksekti. Takımın diğer oyuncuları soyunma odasına giderken, Koç Kenji elinde bir dosyayla yavaşça yanlarına yürüdü.
Kenji, dosyadaki verileri inceleyip üçüne birden baktı. Yüzünde hiçbir ifade yoktu. "Fiziksel verileriniz sınırda. Teknik hatalarınız çok fazla. Takım arkadaşlarınızla uyumunuz sıfır," dedi Kenji soğuk bir sesle. Riku başını kaldırdı, "Yani elendik mi?" diye sordu.
Kenji dosyayı kapattı ve sahayı aydınlatan devasa spot ışıklarına baktı. "Sonuçları yarın sabah açıklayacağım. Ama şunu bilin... Bu gece hiçbiriniz uyuyamayacaksınız."
Kenji arkasını dönüp giderken, sessizlik içinde kalan üç genç, profesyonel dünyanın ne kadar acımasız olduğunu ilk kez iliklerine kadar hissetmişlerdi.
***Download NovelToon to enjoy a better reading experience!***
Comments